Bahanelerin Arkasına Saklanmak: Kendini Yetiştirme Çağında Atalet

Bahanelerin Arkasına Saklanmak: Kendini Yetiştirme Çağında Atalet
Tepki Ver

Türkiye’de genç istihdam sorunları tartışılırken eğitim sistemini suçlamak yaygın bir yaklaşım. Ancak bu analiz, asıl sorunun bireylerin kendi ataletine ve bahanelere sığınmasında yattığını savunuyor. Dijital çağda bilgiye ve kendini geliştirme araçlarına erişim hiç olmadığı kadar kolay. Soft skills, yabancı dil ve teknik beceriler okulun ötesinde bireysel çabayla kazanılıyor. Gençlerin mağduriyet psikolojisinden sıyrılıp kendi gelişimlerinin sorumluluğunu alması gerektiği vurgulanıyor.

Bahanelerin Arkasina Saklanmak Kendini Yetistirme Caginda Atalet Melika Ilze 2

Thank you for reading this post, don't forget to subscribe!

Bahanelerin Arkasına Saklanmak: Kendini Yetiştirme Çağında Atalet

​Son yıllarda Türkiye’de gençlerin istihdam piyasasında yaşadığı zorlukları ve “nitelikli eleman” eksikliğini konuşurken, suçu hep hazır bir adrese kesmek kronik bir alışkanlık haline geldi. Bir yanda mezuniyet sonrası iş bulmakta zorlanan bir kitle, diğer yanda ise aradığı yetkinliği bulamayan bir iş dünyası var. Ancak bu tablonun faturasını sürekli dışsal faktörlere çıkarıp kenara çekilmek, günümüz dünyasının en büyük gerçeğini perdeliyor: Eğitim sistemindeki boşlukları ve eksiklikleri kendilerine bir konfor alanı ilan eden, bu yetersizlikleri bahane ederek kendi ataletini meşrulaştıran bir anlayış.

Kabul etmek gerekir ki, hiçbir örgün eğitim sistemi bir insanı modern iş dünyasının her an değişen dinamiklerine eksiksiz bir şekilde hazırlayamaz. Dünyanın en iyi üniversitelerinde bile teorik bilgi ile pratik saha arasındaki makas açılırken, gençlerin staj veya iş hayatındaki ilk adımlarında yaşadıkları adaptasyon sorununu sadece okullara yıkmak büyük bir kolaycılıktır. İnternetin, yapay zeka araçlarının, küresel açık kaynakların ve online akademilerin sınırları tamamen ortadan kaldırdığı bir çağda yaşıyoruz. Bilgiye ve kendini geliştirme araçlarına ulaşmanın önündeki duvarlar bu denli yıkılmışken, bir gencin “Ama okulda bize bunu öğretmediler” bahanesinin arkasına sığınması artık geçerli bir argüman değildir.

Teknik ya da sosyal becerileri geliştirmemek, günümüzde sistemin bir dayatması değil, bireyin kendi çabasızlığının bir sonucudur.

Modern iş dünyasının diplomadan çok daha fazla önem verdiği takım çalışması, kriz yönetimi, etkili iletişim ve liderlik gibi “Soft Skills” (Sosyal Beceriler) yetkinlikleri zaten doğası gereği dört duvar arasında, sıralarda oturarak ezberlenebilecek şeyler değildir. Bu yetenekler; bireyin sosyal hayata karışması, sorumluluk alması, kulüplerde görev yapması ve en önemlisi kendi sınırlarını zorlamasıyla inşa edilir. Durum buyken, “Okulda bunun dersi yok” diyerek kişisel gelişimden vazgeçmek, rüzgar esmiyor diye kürek çekmeyi bırakmaktan farksızdır.

Çağımız, okulun bittiği yerde insanın kendi kendinin öğretmeni olmasını zorunlu kılmaktadır.

​Küresel rekabetçilik ve dil bariyeri meselesinde de benzer bir sığınak göze çarpıyor. Resmi eğitimin kişiye pratik bir yabancı dil kazandıramadığı yaygın bir şikayettir; fakat bugün dünyayı takip edecek düzeyde bir dili, dijital okuryazarlığı ya da yazılım gibi katma değerli becerileri tamamen kendi azmi ve disipliniyle öğrenen sayısız örnek mevcuttur. Temel sorun, akıllı teknolojileri sadece tüketim, sosyal medya veya eğlence odaklı kullanıp, onları bir üretim ve gelişim aracına dönüştürme iradesini gösterememektir. İmkanlar herkesin elinin altındaki ekranlardayken, o imkanları geleceğe yatırıma dönüştürmemek tamamen bireysel bir tercihtir.

​Sonuç olarak; sürekli müfredat tartışmaları yapmak veya dış faktörlerin düzelmesini beklemek, gençliği bir adım ileriye taşımayacaktır. Gençlerimizin “mağduriyet psikolojisinden” sıyrılıp, kendi hayatlarının ve kariyerlerinin direksiyonuna geçmesi gereken bir dönemdeyiz.

Eğitim sistemindeki boşlukları birer pranga olarak görmek yerine, kendi potansiyelini inşa etmek için birer kamçı olarak gören nesiller fark yaratacaktır. Gelecek, sistemlerin kusursuzlaşmasını bekleyen atıl çoğunluğun değil, her türlü eksikliğe rağmen kendi donanımını kendisi yazan azimli azınlığın olacaktır.

Hukuki Uyarı

Bu köşe yazısı, görsel ve tüm içerikler Türk Ajansı’na aittir. İzinsiz kopyalanması, yayınlanması veya kullanılması yasaktır. Telif hakları saklıdır.

Melika İlze / Köşe Yazarı

Yazar Profili
Serpil Uğur Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

166 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar