
27 Mayıs 2026 Çarşamba

Son yıllarda Türk milliyetçiliği alanında dikkat çeken oluşumlardan biri olarak öne çıkan Türk Sahası Hareketi, herhangi bir siyasi partiye bağlı olmadan faaliyet yürüttüğünü açıklayan bağımsız bir Türkçü hareket olarak kamuoyunda adından söz ettiriyor.
Kendilerini “Aktif 188 partinin hiçbirini desteklemeyen Türkçülerin hareketi” mottosuyla tanımlayan hareket mensupları, Türk kimliğini yalnızca siyasi bir yaklaşım değil; aynı zamanda kültürel, tarihi ve ahlaki bir duruş olarak değerlendirdiklerini ifade ediyor.
Özellikle sosyal medya platformlarında yürüttükleri çalışmalarla dikkat çeken Türk Sahası Hareketi, kısa sürede gençler arasında geniş bir takipçi kitlesine ulaşmayı başardı.
Hareketin kurucu kadrosunda yer alan genç düşünürler, tarih araştırmacıları ve milliyetçi çevrelerden isimler, temel hedeflerini şu şekilde açıklıyor:
Hareket mensupları, Türkçülüğün yalnızca ideolojik bir söylem olarak değil; ahlaki sorumluluk, toplumsal bilinç ve milli aidiyet anlayışıyla ele alınması gerektiğini savunuyor.
Türk Sahası Hareketi’nin son dönemde özellikle dijital platformlarda görünürlüğünü artırdığı görülüyor. X, Instagram gibi sosyal medya ağlarında yayımlanan içeriklerin, milliyetçi gençlik çevrelerinde yoğun ilgi gördüğü belirtiliyor.
Hareketin paylaşımlarında:
gibi konular ön plana çıkıyor.
Uzmanlara göre özellikle siyasi partilerden bağımsız bir söylem benimsenmesi, genç kullanıcılar arasında hareketin dikkat çekmesinde önemli rol oynuyor.
Türk Sahası Hareketi’nin öne çıkan çalışmaları arasında çevrim içi seminerler, kültürel projeler ve sosyal dayanışma organizasyonları yer alıyor.
Hareket tarafından yürütülen bazı çalışmalar şunlar:
Hareket mensupları, amaçlarının yalnızca teorik söylem üretmek olmadığını; sosyal dayanışma ve kültürel bilinç üzerinden aktif bir toplumsal yapı oluşturmayı hedeflediklerini belirtiyor.
Türk Sahası Hareketi’nin kamuoyuyla paylaşılan yönetim yapılanmasında farklı görev alanlarında sorumluluk üstlenen isimler bulunuyor.
Türk Sahası Hareketi’nin söylemlerinde en dikkat çeken başlıklardan biri ise Türkçülüğün yalnızca siyasi kimlik üzerinden değil; kültürel sorumluluk, toplumsal ahlak ve tarih bilinci çerçevesinde ele alınması gerektiği yönündeki vurgu oluyor.
Hareket temsilcileri, Türk milletinin tarihsel hafızasının korunmasının gelecek nesiller açısından kritik önem taşıdığını savunurken, özellikle gençlerin milli bilinçle yetişmesi gerektiğini ifade ediyor.
Siyasi yapılardan bağımsız bir çizgi izlediğini belirten Türk Sahası Hareketi, Türk milliyetçiliğini kültürel birlik, tarih şuuru ve sosyal dayanışma temelinde yeniden yorumlayan yeni nesil oluşumlar arasında gösteriliyor.

Konut, iş yeri, arsa ve arazi sahiplerini yakından ilgilendiren 2026 yılı emlak vergisi ilk taksit ödemeleri için geri sayım başladı. Mart ayında başlayan ödeme maratonunda son dönemece girilirken, mükelleflerin cezalı duruma düşmemek adına yükümlülüklerini en geç 1 Haziran 2026 tarihine kadar yerine getirmesi gerekiyor. Mayıs ayının son günlerinin yaşandığı şu dönemde, ödemelerini henüz yapmamış olan vatandaşlar için gecikme zammı riski kapıda bekliyor.
Yılda iki eşit taksit halinde tahsil edilen ve ikinci taksiti kasım ayında ödenecek olan emlak vergisinde, dileyen vatandaşlar 1 Haziran’a kadar tüm yıllık borcunu tek seferde de kapatabiliyor. Bu kritik tarihe kadar ödeme yapılmaması durumunda ise mevcut vergi borcuna yasal oranda gecikme zammı ilave edilecek. Uzmanlar, son günlerde yaşanabilecek sistem yoğunluklarına karşı mükellefleri işlemlerini son dakikaya bırakmamaları konusunda uyarıyor.
Dijitalleşen tahsilat altyapısı sayesinde ödeme işlemleri artık saniyeler içinde tamamlanabiliyor. Emlak vergisi borçları e-Devlet kapısı, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) sistemleri ve belediyelerin dijital hizmet ekranları üzerinden kolayca sorgulanıp ödenebiliyor. Mükellefler, bağlı bulundukları belediyenin sisteminin e-Devlet entegrasyonunda görünmemesi durumunda, doğrudan ilgili belediyenin resmi internet sitesine girerek EFT, havale veya kredi kartı kanallarıyla ödemelerini uzaktan güvenle gerçekleştirebiliyor.
Bireysel hane ekonomisinden küçük işletmelere kadar herkesin bütçe disiplinini titizlikle koruması gereken bir dönemden geçiyoruz. Akıllı bir bütçe yönetiminin ve sağlam bir muhasebe planlamasının en temel kuralı, vergi takvimi gibi öngörülebilir yasal yükümlülükleri gereksiz bir gecikme faizi yüküne dönüştürmeden zamanında kapatmaktır. Dijital devlet uygulamalarının bu denli geliştiği, vergi borcunu sorgulamanın ve ödemenin cep telefonumuzdaki birkaç dokunuşa indirgendiği bir çağda, sistemsel kolaylıkları kullanmak hem vatandaşın hem de kamu maliyesinin faydasınadır. Unutulmamalıdır ki, zamanında ödenmeyen her vergi, hane veya işletme bütçesinde planlanmamış bir açık anlamına gelir.

Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte dijital platformlarda ve sosyal medya mecralarında fırsatçı dolandırıcılar yeniden harekete geçti. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), vatandaşların manevi duygularını ve yardımlaşma hassasiyetini suistimal etmeye yönelik artan sahte kurban bağışı kampanyaları ile gerçeği yansıtmayan satış ilanlarına karşı çok kritik uyarılarda bulundu.
DMM tarafından yapılan resmi açıklamada, özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen operasyonlarda piyasa değerinin çok altında cazip fiyatlarla sunulan kurbanlık ilanlarına büyük bir şüpheyle yaklaşılması gerektiği vurgulandı. Dolandırıcıların, stoklar tükeniyor yalanıyla acele ödeme baskısı kurarak ve doğrulanmamış şahsi IBAN bilgileri üzerinden yüksek miktarlarda kapora talep ederek vatandaşları tuzağa düşürmeye çalıştığı belirtildi. Yetkililer, bu tür mantık dışı düşük fiyatlı tuzak ilanların bayram arifesinde ciddi mağduriyetlere yol açtığının altını önemle çizdi.
Ödeme süreçlerinde yaşanan mağduriyetleri önlemek adına yetkililer “dekonta değil, hesaba bakın” kuralını özellikle hatırlattı. Alıcı veya satıcı kılığındaki dolandırıcıların ürettikleri sahte dekont görsellerine kesinlikle itibar edilmemesi gerektiği, gerçekleştirilen transferlerde paranın hesaba gerçekten geçip geçmediğinin bizzat banka sistemleri üzerinden teyit edilmesi gerektiği ifade edildi. DMM, vatandaşların dini değerlerini hedef alan bu siber dolandırıcılık şebekelerine karşı son derece uyanık olmasını tavsiye ederken, şüpheli satıcı ve hesap bilgilerinin vakit kaybetmeden resmi mercilere bildirilmesi çağrısında bulundu.
Dijital çağın getirdiği iletişim kolaylıkları, maalesef kötü niyetli şebekeler için de sınır tanımayan yeni istismar alanları yaratıyor. Kurban Bayramı gibi toplumsal yardımlaşmanın, inancın ve manevi duyguların zirveye çıktığı dönemlerde artan bu siber dolandırıcılık vakaları, sadece bireysel bütçelere değil, doğrudan toplumsal güven duygusuna yapılmış organize bir saldırıdır. Devletin yetkili organlarının bu konuda erken uyarı sistemini çalıştırması kıymetli bir adımdır; ancak dolandırıcılarla aramızdaki en güçlü bariyer, yine kendi dijital okuryazarlığımız ve bilinçli tüketici refleksimizdir. Unutulmamalıdır ki, hiçbir köklü bağış kurumu veya dürüst satıcı, akıldışı düşük fiyatlar sunarak veya şahsi bir IBAN üzerinden acele kapora isteyerek işlem yapmaz. İbadet ve yardımlaşma niyetimizin gölgelenmemesi adına, bağışların yalnızca devletin resmi kurumları veya güvenilirliği kanıtlanmış sivil toplum kuruluşları üzerinden yapılması en güvenilir yoldur.


Antalya’nın Akseki ilçesinde ısınmak amacıyla yakılan ocaktan sıçrayan alevler, bölgenin eşsiz kültürel mirası olan yaklaşık 110 yıllık tarihi “düğmeli ev”i tamamen küle çevirdi. Can kaybının yaşanmadığı bu üzücü olayda, asırlık ahşap yapı saatler süren yangının ardından kullanılamaz hale gelerek saniyeler içinde tarihin tozlu sayfalarına karıştı.
Ceceler Mahallesi’nde bulunan ve Özkan S.’ye ait olduğu öğrenilen tarihi yapıda meydana gelen olay, basit bir ısınma çabasının felakete dönüşmesiyle başladı. Evde bulunan Osman S. ve yedi yaşındaki çocuğu ısınmak için ocakta ateş yaktı. Ancak kısa süre içinde kontrolden çıkan alevler, Akseki bölgesinin karakteristik mimarisini yansıtan ahşap ve taş karışımı yapıyı hızla sardı. Alevlerin yapıyı kaplaması ve yangının büyümesi üzerine durum derhal yetkililere bildirildi. İhbarın ardından olay yerine hızla intikal eden Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Akseki İtfaiye Birimi ve jandarma ekipleri, alevlere anında müdahale etmeye başladı.
Ekiplerin yaklaşık dört saat süren yoğun ve meşakkatli çalışmaları sonucunda yangın kontrol altına alınarak tamamen söndürüldü. Tarihi binanın kullanılamaz hale geldiği olayda en büyük teselli, itfaiyenin başarılı müdahalesiyle yangının çevredeki diğer evlere sıçramadan engellenmesi ve herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmaması oldu. Jandarma ekipleri, bu üzücü olayla ilgili detaylı incelemelerine ve hasar tespit çalışmalarına devam ediyor.
Anadolu’nun eşsiz mimari dokusunu yansıtan ve harç kullanılmadan, ahşap yığma tekniğiyle inşa edilen “düğmeli evler”, sadece birer barınak değil; geçmişle geleceği bağlayan çok kıymetli kültürel miraslarımızdır. Akseki’de yaşanan bu acı olay, ahşap yapıları gereği yangına karşı son derece savunmasız olan bu tarihi evlerin korunması konusunda ne kadar büyük risklerle karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha yüzümüze vuruyor. Gündelik bir ısınma ihtiyacının 110 yıllık bir tarihi yok etmesi, kültürel varlıklarımızı korumak için geleneksel yöntemleri sürdürürken modern güvenlik önlemlerinin ve yangın erken uyarı sistemlerinin de bu yapılara acilen entegre edilmesi gerektiğini gösteriyor. Tarihi yaşatmak, sadece onunla övünmekle değil, onu çağın tehlikelerinden koruyacak yapısal adımları atmakla mümkündür.


‘Çingene Kızı’nın bir parçası daha eve döndü
Zeugma’nın en dikkat çekici eserlerinden biri olarak öne çıkan ‘Çingene Kızı’ mozaiğinin ABD’de bulunduğu tespit edilen kayıp parçalarından biri daha Türkiye’ye kazandırıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı‘ndan yapılan açıklamaya göre; Grenoble Alpes Üniversitesi’nden Djamila Fellague tarafından yürütülen araştırmalar kapsamında eserin, Gaziantep Zeugma’daki büyük kompozisyona ait olabileceği değerlendirildi. Panelin çevrimiçi bir müzayede evinde satışa sunulduğu bilgisi Zeugma Kazı Başkanı Kutalmış Görkay aracılığıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’na iletildi. Bakanlık uzmanlarının yürüttüğü incelemelerde panelin; kullanılan tessera renkleri, geometrik bordür düzeni, kompozisyon özellikleri ile kesme ve sökülme izleri bakımından ‘Çingene Kızı’ mozaiğinin ait olduğu büyük kompozisyonla önemli benzerlikler taşıdığı tespit edildi.
Bu tespit üzerine Amerikan İç Güvenlik Birimi’ne ulaşan Bakanlık yetkilileri, bilimsel verilerle elde edilen kanıtları sundu. Bakanlık tarafından iki ülke arasında yürürlükte bulunan ikili anlaşmaya da atıfta bulunarak esere el konması istendi. Ortaya konulan veriler arasında Zeugma’nın daha önce kaçak kazılara maruz kalmış olması kriminolojik delillemenin zeminini oluşturdu. Ayrıca, 2018 yılında ABD Bowling Green Üniversitesi’nden iadesi sağlanan diğer 12 parçanın varlığı da hukuken bu eserin iadesinde Türkiye’nin lehine oldu. Amerikan İç Güvenlik Birimi’nin soruşturmasını tamamlaması üzere mozaik pano Chicago Başkonsolosluğu’na teslim edilerek Turkish Cargo ile evine getirildi. Daha önceki çalışmalarda da olduğu gibi bu eserin iadesi de kamu kaynağı harcanmadan uluslararası işbirliği sayesinde sağlandı. Bilimsel değerlendirmelerin ardından Türkiye’ye getirilen eser, süreç kapsamında Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne teslim edildi. Panel, yürütülecek işlemlerin ardından Gaziantep’te ‘Çingene Kızı’ mozaiğinin sergilendiği Zeugma Mozaik Müzesi’nde yeniden ait olduğu parçayla kavuşacak.
ZEUGMA’NIN ÜNLÜ ESERİ
Gaziantep’in Nizip ilçesindeki Zeugma Antik Kenti’nde 1998 yılında yürütülen kurtarma kazılarında yaklaşık 9.25 x 13.50 metre ölçülerindeki büyük taban mozaiği günyüzüne çıkarılmıştı. Kamuoyunda ‘Çingene Kızı’ olarak bilinen ve Dionysos kültü ile ilişkilendirilen Maenad başı tasviri de bu büyük kompozisyon içerisinde yer alıyordu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: “Gaziantep’imizin gözdesi Zeugma’nın simgesi ‘Çingene Kızı’ mozaiğinin kayıp parçalarından birini daha Amerika Birleşik Devletleri’nden ülkemize kazandırdık. Daha önce iadesini sağladığımız 12 panelin ardından, büyük kompozisyonun 13’üncü parçası da bilimsel çalışmalar ve diplomatik girişimler sonucunda yeniden ait olduğu topraklara döndü. Zeugma Mozaik Müzesi’ndeki eserlerle stil ve kompozisyon açısından önemli benzerlikler taşıyan panel, yürütülen çalışmaların ardından ülkemize teslim edildi. Kültür varlıklarımızın izini dünyanın neresinde olursa olsun sürmeye, medeniyet mirasımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.