Aksaray İstismar Davasında İddianame Hazırlandı

Aksaray’da geçtiğimiz yıl Ağustos ayında meydana gelen olayda, 16 yaşındaki bir çocuğa yönelik nitelikli cinsel istismar suçlamasıyla yürütülen soruşturma tamamlandı. Cumhuriyet Savcılığı, hazırladığı iddianamede şüpheli hakkında 4 farklı suçtan toplam 36 yıla kadar hapis cezası talep etti.
Aksaray İstismar Davasında 36 Yıl Hapis İstemi
Aksaray ilinde geçtiğimiz yılın Ağustos ayında gerçekleştiği belirtilen olayda, Aksaray istismar iddiaları üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame mahkemeye sunuldu. Mağdur çocuğun şikayeti ve kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü titiz çalışma sonucunda, şüpheli M.D. (49) hakkında “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı”, “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “tehdit” suçları da dahil olmak üzere toplam 4 ayrı sevk maddesinden ceza istendi. Savcılık makamı, şüphelinin üst sınırdan cezalandırılmasını talep ederek 36 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmasını öngördü.
Olayın yargıya taşınma sürecinde mağdur çocuk ve ailesinin avukatları vasıtasıyla yaptıkları suç duyurusu, emniyet birimlerini harekete geçirdi. İlgili kolluk birimlerince alınan ifadeler ve toplanan deliller, hazırlanan fezlekeyle birlikte Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığına iletildi. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı, somut deliller ve adli tıp raporları ışığında hukuki nitelendirilmeyi yaparak iddianameyi tanzim etti. İddianamenin ilgili Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin ardından yargılama aşamasına geçilmesi bekleniyor.
DNA Raporu ve Adli Tıp İncelemesinin Detayları Nelerdir?
Soruşturma dosyasında yer alan en önemli somut delillerden birini adli tıp incelemeleri oluşturdu. Mağdur çocuğun olay gününe ait olduğunu beyan ederek muhafaza ettiği ve adli makamlara teslim ettiği kıyafetler, Kriminal Polis Laboratuvarı bünyesinde biyolojik incelemeye tabi tutuldu. Yapılan DNA profillemesi neticesinde, giysiler üzerinden elde edilen biyolojik örnekler ile şüpheli M.D.’den alınan kan ve tükürük örneklerinin tam uyum gösterdiği rapor edildi.
Uzmanlar tarafından hazırlanan adli tıp raporu, istismar fiilinin varlığına ilişkin hukuki açıdan güçlü bir karine teşkil etti. Savcılık, bu raporu iddianamenin merkezine koyarak şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca delillerin eksiksiz toplanması aşamasında bu biyolojik bulgular, davanın seyrini doğrudan etkileyen en net veriler arasında yer aldı.
Şüphelinin Hukuki Durumu ve Tutuksuz Yargılama Kararı
Cumhuriyet Savcılığının ağır hapis cezası istemine ve dosyadaki DNA uyumu raporuna rağmen, sulh ceza hâkimliği ve soruşturma aşamasındaki ara kararlarda şüpheli M.D.’nin tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Bu durum hukuki tartışmaları beraberinde getirirken, mağdur ailesinin avukatları karara itiraz ederek şüphelinin kaçma veya delilleri karartma şüphesinin bulunduğunu, suçun niteliği itibarıyla katalog suçlar arasında yer aldığını belirterek tutuklama talep etti.
Aksaray istismar soruşturmasında şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılması, kamu davasının açılması sürecinde de devam etti. Hukukçular, tutuklama tedbirinin bir ceza değil, yargılamanın selametini sağlamaya yönelik bir geçici önlem olduğunu hatırlatmakla birlikte, bu tür nitelikli suçlarda somut delil durumuna göre tutuklu yargılamanın sıklıkla tercih edildiğini ifade ediyor. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak.
Soruşturma Aşamasında Ortaya Çıkan Diğer Suç Dosyası
Yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli M.D.’den alınan DNA örnekleri, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki merkezi DNA veri bankasına yüklendiğinde beklenmedik bir eşleşme daha meydana geldi. Yapılan sistem taramasında, şüphelinin biyolojik verilerinin Kasım 2023 tarihinde Konya ili Meram ilçesi Kızılören Mahallesi’nde meydana gelen faili meçhul bir bağ evi hırsızlığı vakasıyla uyuştuğu tespit edildi.
Olay yerinde bırakılan sigara izmaritlerinden elde edilen DNA profili ile şüphelinin profilinin eşleşmesi üzerine, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da şüpheli M.D. hakkında “Nitelikli hırsızlık” ve “Konut dokunulmazlığının ihlali” suçlarından ayrı bir soruşturma başlatıldı. İki farklı ilde yürütülen hukuki süreçlerin birleştirilip birleştirilmeyeceği veya ayrı davalar olarak mı görüleceği ise mahkemelerin vereceği yetkilendirme kararı sonrası netleşecek.
Mağdur Çocuk Hakları ve Adli Destek Süreci Nasıl İşliyor?
Çocuklara yönelik nitelikli suçlarda adli süreçler işlerken, mağdurun psikososyal durumu büyük önem arz etmektedir. Adalet Bakanlığı bünyesindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü, bu tür vakalarda çocukların ikincil örselenmesini önlemek amacıyla devreye girmektedir. Mağdur çocuğun ifadesinin bizzat adliye saraylarındaki özel donanımlı Adli Görüşme Odalarında (AGO), uzman psikolog ve pedagoglar eşliğinde alınması zorunluluktur.
Bu davada da mağdurun beyanları uzman eşliğinde alınmış olup, hukuki sürecin sonuna kadar psikolojik destek hizmetinin sağlanmaya devam edeceği öğrenildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı hukuk müşavirlerinin de davaya müdahillik talebinde bulunacağı ve adli süreci yakından takip ederek mağdur çocuğun haklarını mahkeme salonunda da savunacağı gelen bilgiler arasında yer alıyor.
SIKÇA SORULAN SORULAR (S.S.S.)
1. Aksaray istismar davasında sanık neden tutuksuz yargılanıyor? Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre tutuklama kararı mahkemelerin takdirindedir. Bu davada savcılığın yüksek süreyle hapis istemine ve DNA delillerine rağmen, mahkeme heyeti sanığın kaçma şüphesinin bulunmadığı veya adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı kanaatiyle tutuksuz yargılama kararı vermiş olabilir. Mağdur avukatlarının bu karara itiraz hakkı mevcuttur.
2. Adli tıp raporundaki DNA uyumu mahkemede kesin delil sayılır mı? Evet, kriminal laboratuvarlar ve Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan DNA profilleme raporları, ceza yargılamasında biyolojik ve somut kesin delil niteliği taşır. Sanığın suç mahallinde veya mağdur üzerinde biyolojik izinin bulunması, suçun sübutu açısından mahkeme heyetinin kararını doğrudan etkileyen en güçlü ispat araçlarından biridir.
3. Sanığın Konya’daki hırsızlık dosyası bu davayı nasıl etkiler? Sanığın DNA örneğinin başka bir faili meçhul dosyayla (Konya’daki hırsızlık vakası) eşleşmesi, onun hakkında ayrı bir ceza soruşturması açılmasını sağlamıştır. Bu durum mevcut istismar davasının suç vasfını doğrudan değiştirmese de sanığın genel adli sicili, güvenilirliği ve suç eğilimi açısından mahkeme heyetinde kanaat oluşmasında rol oynayabilir.
4. Bakanlık bu tür istismar davalarına müdahil oluyor mu? Evet, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocukların üstün yararını korumak amacıyla kamu davası niteliğindeki bu tür davalara yasal yetkisini kullanarak müdahil olmaktadır. Bakanlık avukatları duruşmalara bizzat katılarak sanığın en üst sınırdan ceza alması ve adli kontrol kararlarının takibi için hukuki mücadele yürütür.
